İyi Gazeteler için Gazete Günleri



Dünyadaki durum ile kıyaslandığında Türkiye’de gazeteciliğin standartlarının malesef ki çok gerilerde kaldığını görüyoruz. Evet, kendimizi bir Ortadoğu ülkesi olarak değerlendirirsek bizden iyisi yok lakin eğer biz bir Avrupalıysak gazetecilik hususunda yiyecek daha çok fırın ekmeğimiz var. 

  Türkiye’de 40’tan fazla ulusal çapta yayın yapan gazete var. Bu gazetelerin sadece 4 tanesi 400 binin üzerinde tiraja sahip. Çoğu 20 sayfadan öteye geçince iflasın eşiğine geliyor. Yarısından fazlasının bir haftasonu eki yok. Neredeyse tamamı modası geçmiş dizgi yazılımlarını kullanıyor. Pek çoğunun kendine ait bir matbası yok. Matbaa konusunda o kadar geri kalınmış ki ideoloji olarak tam manasıyla zıt kutupta olan bir gazetenin matbasına muhtaç kalanlar var. Baskı ve kağıt kaliteleri idare eder lakin bu kalitede tutunmak içinse kazandıkları az paranın büyük bir bölümünü buna ayırmaları gerekiyor çünkü bizde kağıt ithal ediliyor. İhtal edilmeyip ülkede üretilen kağıtlar da ya dolar ya da euro bazlı satın alınıyor.

Arkasında holding desteği olan gazeteler imkanlarını tam manasıyla kullanamıyor. Holdinglerle bir bağı bulunmayan yalnız gazeteler ise imkanlarını çok zorlamalarına rağmen gelişim gösteremiyorlar. 

Görsel olarak tam bir hezimet içindeyiz. Bir çuvala doldurulmuş metinler ve fotoğraflar, bir kazana doldurulunca gazete oluyor bizim memlekette. Gazete logolarının yüzde doksanı kırmızı. Farklı renklerden kaçınmak sadece logolarla sınırlı değil, fikir açısından da çok sesliliğini çoktan yitirmiş gazetelere sahibiz. 

Tüm dünyada kullanılan abonelik sistemi bizde ideolojik takıntılara kurban edilmiş halde. Dünyanın en fazla tiraja sahip ilk 20 gazetesinin 10’u Japonya’dan. Japoya’da en fazla satan gazete günlük 14 milyon tiraja sahip, en az satan gazete ise 3 milyon. Türkiye’de toplam gazete satışı 4,5 milyon. 10 yıl önce de 4,5 milyondu. 

Sosyal medya kullanımı, iPad sürümü yayımlamak bir yanda dursun web sitesi olmayan gazetelerimiz var. 
Kısacası gazetelerin hali iyi değil. Türkiye değişir de gazeteleri kalır mı? Elbette ki hayır. Az evvel saydığım tablo değişecek. Nasıl mı? Gazete Günleri ve Gazete Günleri gibi organizasyonlarla. Bir farkındalık oluşturarak. Karanlığa küfretmek yerine bir ışık yakmaya çalışarak. Dünyada olup biten teknik gelişmeleri takip edip, uygulamayı başararak değişecek. İyi gazeteler için Gazete Günleri!

Gazete Günleri 2012, 12-13 Mayıs’ta Gediz’de
Gri Düşünce tarafından düzenlenecek olan Gazete Günleri 2012, birbirinden değerli pek çok gazeteciyi Gediz’e konuk edecek. Gazetecilik ile doğrudan veya dolaylı olarak ilgili olan öğrencilere hitaben yapılacak olan Gazete Günleri, 12-13 Mayıs tarihlerinde gerçekleşecek. Katılım başvurularının 24 Nisan’da başlayacağı etkinliğe İnternet Haber Grubu Başkanı Hadi Özışık, Zaman Gazetesi Yargı Muhabiri Büşra Erdal, TRT Haber Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Böken, Birgün Gazetesi Politika Editörü Ahmet Meriç Şenyüz, A Haber’den Hıdır Geviş, Zaman Gazetesi Fotoğraf Editörü Selahattin Sevi ve daha pek çok isim konuşmacı olarak katılacak. Etkinlik kapsamında çeşitli atölye çalışmaları ve sergiler de yer alacak.  Detaylı bilgi için www.gazetegunleri.org adresini ziyaret ediniz.


Kirli Savaş


Bugün yapılan katliam için ne denir? Nasıl anlatılır? İfadelere nasıl dökülür bilmiyorum. 35 sivil ölünce aklıma ilk gelen Başbakan’ın Suriyeli siviller ölünce yaptığı açıklamaydı. Televizyonu açınca gördüm ki Demirtaş bu açıklamaları hatırlatmış.

Medya her zaman ki gibi olayı görmemezlikten gelmeye çalıştı fakat bu katliam  diğer olaylar gibi görmemezlikten gelinemezdi. Öylede oldu.  Olay TSK’nın sitesinden yayınlandı. Olay TSK’nın sitesinde yayınlanınca, medya sanırım  ‘’artık olayı servis edebiliriz’’ düşüncesine girdi. Belki de katliam TSK’nın sitesinde verilmese merkez medya tarafından görmemezlikten gelinecekti. Dilsiz şeytan olmaya devam edilecekti.

Bu vahşetin savunulabilir hiçbir yanı yoktur. Nerden tutarsanız elinizde kalacaktır. Fakat açıklamaları dinlediğimde hiç de olayı kabullenme durumunu göremiyorum. Aslında bu beni şaşırtıyor mu? Pek sanmıyorum. Türkiye’de siyasetinde vicdan duygusu sanırım hiç olmadı. Hüseyin Çelik’in açıklamalarından sonra bunu iyice anladım (terörle mücadelemiz devam edecek) ve kendisinden tiksindim. Sürekli olarak olayın vahametini azaltacak durumlardan bahsediyorlar. Katliamı meşrulaştırma mücadelesi en üst noktadadır. Köylülerin kaçakçı olması,PKK’li olma ihtimali, sınırdan içeriye giriş yapmaları,  katırların mazot değil de silah taşıyor olabilme ihtimali,  zaten o katırların taşıdığı yüklerde sadece bir tane silah olsa bu olay katliam değil büyük bir askeri başarı olacaktı.

Bırakın şerefsizliği de biraz vicdanlı olun. Bu derece kalabalık bir PKK’linin bir arada sınırdan içeriye giriş yapmayacağını ilkokul öğrencisi bilir. Ölen insanların arasında bir çok lise öğrencisi, korucu ha bir de gazi çocuğu var. Bana diyeceksiniz ki ama bu insanlar ‘’kaçakçı’’ yaptıkları şey yasal bir iş değildir. Aslında bu işin  adı ‘’kaçakçılık’’ olduğu için kötü bir gibi gözükebilir.  Orada ki asker de polis de halk da bu işin yapıldığını biliyor ve buna çok müdahale etmiyor. Nedeni o insanların orda geçimini sağlamak için çok fazla seçeneğinin bulunmamasıdır. Kendi Toprakları mayın dolu olduklarından dolayı tarım yapma olanakları da yoktur. Bu insanlar normal vatandaş oldukları bile bile öldürüldü.

Bu olaydan sonrada bu savaşın kesinlikle ve kesinlikle kirli bir savaş olduğu anladım. Türkiye’de bazı odak noktaları var bunlar sürekli bir huzursuzluk ortamı savaş, kan ortamının olmasını istiyorlar, beslendikleri noktalar bunlardır. Tekrar PKK sokakları karıştıracak,  tekrar eylemler olacak tekrar tutuklanmalar olacak tekrar tekrar tekrar…

Bu defa AKP’de bu odak noktalarına zemin hazırladı. Sürekli operasyon emirlerini ile insiyatifi TSK’nın eline vermiştir. TSK’nın bu odak noktaların kontrolünden tam olarak  kurtulmadığı için bu kanlı operasyonu yapmıştır. AKP bir an önce bu operasyon emirlerini durdurmalıdır.  Hatırlarsanız yaz aylarında gerçekleştirilen operasyonlarda da sivil ölümler olmuştu. 

Artık anlaşılmalıdır ki bu savaşın kazananı olmayacaktır fakat kaybedeni halk olacaktır.AKP  bu savaşı bitirirse tarihe  geçer fakat aksi durumda diğerleri gibi  tarih olur. [Ömer Faruk Aydemir, İzmir]

#03 Bilinçaltı [AI CS 5.5 Çalışmaları]

(Çalışmayının büyük halini görmek için üzerine tıklayınız)

Evangelina Tsamis'e Mektuplar #1

Yüz yıl evvel yaşanan aşkların şimdi bir hükmü var mı Eva? Şimdilerde, evvelde yaşanan her aşk toprak. Anlıyorum seni, toprak dahi olacak olsa bir aşk olsun istiyorsun. Haklısın. Yarınları sen vurmadın ama bizi bugünlere getiren şeyler sandıklarımızdan çok farklı. Sahi sonsuza inanıyor musun? Onsuz olmayı sonsuz olmak için seçtin değil mi? İnsanoğlunun belki de en yüce, en temiz, en sağlam duygusu olan aşkı, yine insanoğlunun aklen izah getiremediği ve ismine sonsuz deyip geçtiği o sonsuza feda etmedin mi? Öyleyse inanıyor olmalısın aklen izah edemediğin ama kalben iman ettiğin o sonsuza... Çok bunalttıysa temelde devletlerin senden daha fazla sevme hakkına sahip olduğunu iddia ve ilan eden kalın kitaplar, her saniyesinde kalbinin birden fazla attığı saatin akrebi ile yelkovanı arasında sıkışıp kaldıysan, ve çizdiğimiz şeye gerçekte hiç benzemeyen o kalp, bilimsel olarak asla açıklanamayacak bir acı veriyorsa sana bil ki beraber ağlıyoruz. Mektup çok mu kısa oldu? Olsun, dünya üzerindeki yedi milyar insanın hepsi dahi sana Eva dese, senin Havva olduğuna kainat şahit.

Rabb'e emanet.

Özgür Gündem PKK'nın Yayın Organıdır ve Kapatılmadılır!

Büyük halini görmek için tıklayınız.
Pek çok kişi başlığı "basın özgürlüğünü" baltalamak olarak algılayabilir lakin durumun "basın özgürlüğü" ile uzaktan yakından alakası yok. Çünkü basın özgürlüğü benim en çok var olmasını istediğim mesele iken böyle bir tavır içinde olmam büyük bir çelişki olurdu. Özgür Gündem'in tüzel varlığı ile de hiç bir sıkıntım yok. Yazı boyunca vurgulayacağım ve anlatacağım tek şey "Terör örgütü propagandası yapmak." suçunu alenen işleyen yayın organlarının sesinin soluğunun devlet eliyle kesilmesi. (Yada bu tür yayınlardan vazgeçmelerini istemek, tabi bu istek karşısında gazete yönetiminin olumsuz tavır alacağı aşikar.) Burada bahsini ettiğim "sesini kesme" mevzusu iktidara muhalif bir sesin kesilmesi değil, terör örgütünün propagandistliğini kendine vazife edinmişlerin sesinin kesilmesi.

Temel Ögelerle Logo Tasarlamak #1 [Adobe Illustrator CS 5.5 Videoları]


Lütfen HD olarak izleyiniz.

Kemalist Güruhun Gazete Sancısı ve Gerçekler

Bu yazıyı sonuna kadar okuyup hakkıyla yorum yapanlara duacı olacağım...
 
Bu ülkenin Muhafazakarları, Liberalleri ve Demokratları çok iyi biliyorlar ki "Kemalizm" büyük bir bunalım içinde. Temelleri ve özü sorunlu olan Kemalizm'in 90 yıl dayanmış olması dahi büyük bir mucize iken Kemalist kesim bu durumu bir türlü kabullenemiyor eski Türkiye'de yaşamakta inat ediyorlar. Bu inat sürerken "fikir fanatizm"i dahi yapamamanın hayal kırıklığı ve siniriyle can çekişir gibi etraflarına zarar veriyorlar. "Atatürk'ün askerleriyiz." mottosundan öteye bir adım geçemeyen bu güruh bu tavrıyla Kemalizm'in çöküşünü hızlandırıyor. Kemalistler üslübunda biraz düzenleme yapma kararı alsa hem Kemalizm'in yani savunduklarını sandıkları fikir akımının ömrünü biraz daha uzatacaklar hem de yeni Türkiye'ye adapte olmaları daha da kolaylaşacak. Ama bunu yapamıyorlar, yapamadıkları gibi yapmak içinse en ufak bir gayretleri yok. Çünkü Kemalizm'in temel kaidesi "Statükoyu savun, değişime karşı çık." anlayışıdır.